Türkiye Cumhuriyeti

Selanik Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

Başkonsolos Orhan Yalman Okan’ın, Atatürk Evi’nde düzenlenen 10 Kasım Atatürk’ü Anma Töreni’nde yaptığı konuşmanın metni , 10.11.2015

“Bugün burada, Sevgili Atamızın aramızdan ayrılışının 77’nci
yıldönümü vesilesiyle bir araya gelmiş bulunuyoruz.

 

Türk milleti için böylesine önem taşıyan bir günde, Sevgili
Atamızın dünyaya geldiği bu evde sizlere hitap etmenin sonsuz ayrıcalığını ve
onurunu taşıyorum.

 

Sevgili vatandaşlarımız,

 

Görmek isteyen ve görmesini bilen gözler için her 10
Kasım’da binlerce Türk’ün Selanik’te bu evde buluşması başlı başına büyük bir
anlam taşımakta; gelecek nesillere mükemmel bir mesaj vermektedir.

 

Birçoğunuz yüzlerce ve belki binlerce kilometre uzaklardan
buraya geldiniz. Bazılarınız gece seyahati yapıp uykusuz ve yorgun olarak bu
Eve ulaştınız. Belki bazılarınız Evin içine girebilmek için uzun süre beklemek
zorunda kalacak. Peki sormak istiyorum, tüm bu meşakkatlere rağmen bizi buraya
getiren nedir? Buraya gelmemiz için birisi mi zorladı? Hayır! Peki ülkemizden,
Yunanistan’dan ve belki de dünyanın birçok köşesinden bizleri burada buluşturan
nedir?

 

Bunun tek bir yanıtı vardır. O da Ulu Önderimiz Atatürk’e
duyduğumuz sonsuz sevgi ve saygıdır. O öylesine yüce, öylesine eşsiz, öylesine
mükemmel bir insandır ki, Cenab-ı Allah onun sevgisini ve saygısını Türk
milletinin yüreğine sonsuz kudretiyle nakşetmiştir. Gönüllere nakşedilen bu
Atatürk sevgisi sonsuza değin payidar kalacaktır.

 

Değerli vatandaşlarımız,

 

Bir bakınız, dünyada gelmiş geçmiş hangi lider, vefatının
üzerinden bu kadar süre geçmesine rağmen milleti tarafından böylesine sevilmiş;
tüm dünyada böylesine saygı ve hayranlık uyandırmıştır? Aziz Atatürk’ün
mozolesi her yıl milyonlarca insan tarafından, bu Ev de 100 binden fazla kişi
tarafından ziyaret edilmekte; milyonlarca insanın duaları ve şükran duyguları
gök kubbeye yükselmektedir. Hiçbir lidere nasip olmayan bir sevgi seli, Sevgili
Atamıza nasip olmuştur.

 

Peki Mustafa Kemal Atatürk kendisine duyulan bu sevgiye,
saygıya ve hayranlığa nasıl mazhar oldu? İşte burası dillerimizin aciz kaldığı
noktadır. Onun hangi bir yönünü anlatsak yine eksik kalmış oluruz. Milletinin
bağımsızlığı için canını nasıl hiçe saydığını mı anlatalım? Hakkında verilen
ölüm ilanlarına rağmen milletinin bekası için nasıl azmettiğini mi anlatalım?
Trablus Savaşı, Birinci Balkan Savaşı, İkinci Balkan Savaşı ve Birinci Dünya
Savaşı’ndan çıkan, perişan vaziyetteki, her şeyini yitirmiş bir milleti nasıl
bir araya toplayıp Kurtuluş Savaşını organize ettiğini mi anlatalım? Mükemmel
stratejik zekasından mı söz edelim? Vizyon sahibi Devlet Adamlılığını mı
anlatalım? İnsan sevgisini, çocuklara duyduğu sevgiyi, hatta hayvanlara ve
doğaya duyduğu sevgiyi mi anlatalım.

 

Sevgili vatandaşlarımız,

 

Atatürk’ü anlatmak, onun yüceliğini ve kutsallığını
tanımlamak, onu methetmek, itiraf ediyorum ki, benim gücümün çok üstündedir. O
Aziz insanı, o eşsiz lideri ancak ve ancak Yüce Türk Milleti layıkı-ı veçhile
methedebilir.

 

Aziz Atamızın hayatta iken belki 60-70 kiloluk bir vücudu
vardı; ama şundan emin olunuz ki, onun manevi ağırlığını tartacak bu kainatta
hiçbir terazi yoktur.

 

Sevgili yurttaşlarımız,

 

Mustafa Kemal Atatürk’ün aziz hatırası önünde saygıyla
eğiliyorum. Sevgili Atamızı aramızdan ayrılışının 77’nci yıldönümünde saygıyla,
sevgiyle ve rahmetle anarken, Aziz Atamızın hatırasına sahip çıktığınız için
her birinize teker teker şükranlarımı arz etmek istiyorum. “